|
DEVREKANİ ' DE DİNİ BAYRAMLAR
İlçe genelinde bayram öncesinde temizlik başta olmak üzere bayram
hazırlıkları yapılır. Mümkün olduğu kadar yeni elbise ve giysiler
alınır. Tatlı ve börekler yapılır. Arife günü akşamı ailenin bütün
fertlerinin evde olması istenir.
Aynı gün mezarlıklar ziyaret edilir.
Bayram sabahı erkenden kalkılır ve erkekler namaza gönderilir. Bayram
namazından sonra cami içinde veya dışarıda bayramlaşma yapılır.
Bu genellikle büyükten küçüğe doğru bir sıralanma şeklindedir. Bayramlaşmadan
sonra yapılan dua ile herkes evine dağılır. Evdeki bayramlaşmadan
sonra kahvaltı yapılır. Daha sonra bazı köylerimizde köy konaklarında
veya camilerde toplu yemekler verilir. Bazı yerlerde de komşu ve
akrabalar birbirlerini ziyaret ederek bayramlaşırlar. Bu ziyaretler
sırasında karşılıklı sofralar kurulur ve sohbetler yapılır. İkinci
ve üçüncü günlerde de diğer hısım ve akrabalar ziyaret edilir...
DEVREKANİ
YÖRESİNDE KIYAFET
Kastamonu’ yu adım adım gezdiğimizde değişik renk ve biçimde kıyafetlerle
karşılaşıyoruz. Sahil kesiminde ayrı, iç kısımlarda ayrı hatta aynı
ilçenin değişik köylerinde ayrı kıyafetlere rastlamak mümkündür.
İlçemizde de farklılaşan bu kıyafet çeşitliliğini kısaca anlatmaya
çalışalım.
Devrekani ilçesi ve yakın köylerinde Erkek kıyafetlerinde diğer
bölgelerden farklı bir özellik görülmez iken, kadın giysilerinde
farklı özellikler sergilenmektedir. Şimdi bunları sırası ile kısaca
açıklamaya çalışalım.
Devrekani ilçe ve köylerinde erkekler eskiden çarık lastik, kinotlu
pantolon (Paçaları dar ve düğmeli,kalçaları geniş) , üstte yelek,ceket,fes,takke,sonraları
ise şapka giyilmiştir.İç çamaşır olarak da bez dokuma iç donu ve
göynek , iplikten örme fanila ,giyilirken günümüzde modern hazır
giyecekler kullanılmaktadır.
Kadın giyeceklerinde ise günlük kıyafetler ile düğün ve çarşı kıyafetleri
farklılık göstermektedir. Ayrıca kadın kıyafetlerinde sahile yakın
köyler ile iç kesimler arasında da farlılıklar görülmektedir. Sahile
yakın köylerde kadınlar ayakta naylon veya çarık lastik, yün çorap,basma
kumaştan yapılan boy entarisi,belde bağlanan dokuma kuşak,kazak
veya yelek,başta ise sarı yazma ve atkı eski kıyafetler olarak kullanılmakta
iken bazı köylerimizde halen aynı giyecekler devam etmektedir.
İç kesimlerde ise bele bağlanan kuşak yerine
ön bezi denilen dokuma önlükler, başta ise sarı yazma yerine beyaz
tülbent ve atkı yerine de boy çarı denilen dokuma büyük boy çarşaflar
günlük ve çarşı (Pazar) kıyafeti olarak kullanılırken günümüzde
modern kıyafetler yerini almıştır.
Ayrıca kadın kıyafetlerinde oyalı yazma, boncuklu
ve işlemeli yemeniler ve dantelli giyecekler kadın giyecekleri olarak
kullanılmaktadır.
Not:
Dokuma tezgahlarında dokunan ve adı Devrekani
bezi diye geçen iç giyecekleri ve ön bezi yapılan bu giyeceklere
artık rastlamak mümkün değildir. Bunları dokumaya yeniden
başlanılmıştır.
BİZ
HER ZAMAN YİYORUZ
Olay
Devrekani’nin bir köyünde geçer. İlçeye yeni gelen Kaymakam Halk
Eğitimi sergilerine davet edilmiştir. Yedirmeyi ikram etmeyi seven
bundan gurur duyan her köyümüz gibi serginin yapıldığı köyde sergi
sonrası sofralar kurulur. Başta köy muhtarı olmak üzere köyün genç-ihtiyar
erkekleri hizmette kusur etmeme gayretindeler. Misafirler sofraya
davet edilir. Köylüler sofra etrafında el pençe divan .
Kaymakam;
Sizlerde sofraya oturun. Böyle olmaz, deyince
köyün altmışlık muhtarı ,
Biz her zaman yeyoz. Buyrun Bey.
Bunu duyan genç Kaymakam fırlar. Arabaya
doğru yönelerek şoförüne işaret eder. Ne olduğu anlaşılmamıştır.
Kaymakama ne olduğunu öğrenmek için yaklaşan Halk Eğitimi Müdürüne;
Sanki
biz her gün aç duruyoruz. Adamın dediği lafa bak.
Kaymakam neden sonra bunun bir ikram ifadesi olduğunu anlayacaktır.
(Ata
Erdoğdu.Kastamonu Foklkloru2)
DEVREKANİ
YÖRESİNDE MANİ
Devrekani yöresinde mani derken sadece bölgeye
has bir çeşit bulmak imkansızdır.
Genel olarak söylenmiş maniler ve atışma örnekleri az da olsa görülmektedir.
Bedenen tarlada ,bahçede çalışanların bir dinlenme,
yorgunluk atma yoludur. Atışmadır. Yarışmadır. Aşk ve ihtiras manileri
yanında çekişli (kavgalı) maniler göze çarpmaktadır.
İşte bunlara bir örnek.
Başakpınar
köyü çevre incelemesinden alınan bir başka mani örneği:
Ey
fındığım, fındığım,
Dallarına konduğum.
Ben sevdim de el aldı,
Odur benim yandığım.
Kendini göremeden,
Zevkini süremeden,
Yüzüne bakmak çok güç,
Yüreğim titremeden.
Demir bilek bükülmez,
Taşa buğday ekilmez,
Doğrusunu istersen,
Bu kadar naz çekilmez.
Deniz geçer Sal değil,
Sözlerim masal değil,
Gönül çarşı pazarda,
Satılacak mal değil.
AĞIT
Olay Devrekani’nin bir köyünde yaşanır.
Köy içinde karşılıklı kız alış verişi yapan iki ailenin dıramıdır.
Yörede kız alıp veren ailelere dünürşü denir. İşte olay iki dünürşünün
olayıdır.Babasını kaybeden damadın annesi ile kayınpederi arasında
meydana gelen yakınlık . Köyün dedikodusuna dayanamayan damadın
hem anasını, hem de kayın pederini bir arada bulduğunda balta ile
doğramanın hikayesi.
Bu ağıta Dörkeni ağıtı
da denir.
Sabah oldu kıyı yerleri ışıdı.
Alçak, beni yataklara düşürdü.
Yaz geçer kış gelince üşürdü.
Ah ben ölüyon kızım bana ağlasın
İsmail’im anam seni eğlesin.
Yığınımı yığdım harman kaşına,
Ne yapayım varamadım başına.
Avular kattın benim aşıma,
Ben ölüyon kızım bana ağlasın
İsmail’im anam seni eğlesin.
Kapılarımız içerden kitli virekten
Ah Halimem sıyrılda gel direkten,
Çıkar mı ki bu acılar yürükten,
Ben ölüyon kızım bana ağlasın.
İsmail’im anam seni eğlesin.
Evimiz önü hevli kapısı
Yıkılır mı şu Allah’ın yapısı,
Düşman imiş komşuların hepsi,
Ben ölüyon kızım bana ağlasın
İsmail’im anam seni eğlesin.
Evimiz yüksek bakacak,
Deli miydin düğürşüne yanacak.
Bu ahdı ise kötü gelecek,
Ben ölüyon kızım bana ağlasın
İsmail’im anam seni eğlesin.
Söyle Doktor
( Ağıt)
Hastalık. İç hastalığı. Veremdir bu.50-60 yıl öncesinin korkunç
hastalığı. Genç, ihtiyar, kadın erkek demeden yataklara düşüren
bir hastalık. İşte böyle bir hastalığa yakalanan delikanlının son
feryatları.
Hastanenin
ışıkları parlıyor.
Zayıfta hastam can terini terliyor,
Annem babam baş ucumda ağlıyor,
Söyle doktor söyle ölecek miyim?
Ben annemi görecek miyim?.
Hastanenin odaları köşeli,
İçi mermer döşeli.
Yedi yıl oldu bu derde düşeli,
Söyle doktor söyle ölecek miyim?
Ben annemi görecek miyim?
Hastanenin önünde kır atım bağlı,
Yiğitler içinde bıçağım zağlı,
İçtiğim ayran yağlı,
Söyle doktor söyle ölecek miyim?
Ben annemi görecek miyim?
Yoğurdumu ezdim ayran ettim.
Kanlı gömleğimi al bayrak ettim.
Söyle doktor söyle ölecek miyim?
Ben annemi görecek miyim?
|